← Makale Sayfasına Dön (Sci-Phi Portal)
BibTeX (.bib) RIS (.ris)
Sci-Phi: Journal of Science, Philosophy & Dialectical Inquiry
e-ISSN: 3023-8914 • Vol. 2026, Issue 4, pp. 3541–3546 (e20260296)
DOI: 10.5281/zenodo.sciphi.2026.0296
Open Access (CC BY-NC-ND 4.0 International (Diamond Open Access))

İnsanlar Kendi Kararlarını mı Yaşar Yoksa Kendilerine Dayatılanı Mı

Öz / Yönetici Özeti — Makalenin Ana Tezi (Abstract & Core Thesis)

Dolayısıyla aslında her bitkinin yeşermesi, her taşın düşmesi, her çocuğun doğumu vb. kozmosun bir yerlerinde değişikliğe yol açar. Bu yönden aslında tüm kozmosun tikel bir vücudun organları gibi hareket ettiğini söyleyebiliriz. Yani aslında geçmiş çağlardaki her olaya anlam yükleyip onları kutsallaştıran insanlar bunu bir bağlantısallık sezdikleri için yapmışlardır. Ve gerçekten doğadaki her mevhum birbirine yakın bağlantı içindedir. Hazırlayan: Emre Pelit

Anahtar Kelimeler (Keywords): Bağlantısallık; İrade; İnsanlar; Kararlarını; Yaşar; Diyalektik & Mantık
Hegelyen Diyalektik Çözümleme (Dialectical Triad Analysis)

1. Tez (Thesis — Başlangıç Önermesi): Çoğumuz aslında bariz bir şekilde kendimize bağlı olmayan hayatları yaşarız. Hatta her ne kadar bazılarımız istediği her şeyi yapabilecekmiş gibi görünse de günün sonunda her birimiz sanki iki ayağına birer kement takılmış da oradan oraya sürüklenmiş gibi hissederiz. Ya da kendini gözden geçiren kişilerin ekseri çoğunluğu en nihayetinde kendi iradesinin ne kadar zayıf olduğundan dem vurur.

2. Antitez (Antithesis — Diyalektik Gerilim & Karşı-Sorgulama): Peki hiç düşündük mü hakikaten acaba irademizi sınırlayan şey nedir? Bazen hayalini kurduğumuz şeyleri onlara ulaşma fırsatımız da varken başka amaçlar uğruna feda ederiz. Bazen bunu daha yüce bir amaç için yaptığımızı düşünürüz bazen de hayalini kurduğumuz şeye artık ihtiyacımız kalmadığını düşündüğümüz için ondan vazgeçmişizdir. Bunu yaparken her şey o anlık güllük gülistanlıktır ama sonrasında yaşanan süreçlere göre hayalini kurduğumuz şeyi feda ettiğimiz amacın aslında bir hiç olduğunu fark ederiz. Oysa başlangıçta hayal ettiğimiz şey için uzun düşünme süreçleri boyunca artısını eksisini hesap etmişizdir ama fırsatımız olduğunda bir anlık çelişkiye düşerek tüm geçmiş hayatımızı bir nevi çöpe atmışızdır. Bu durumda suçu karıncaya pireye yüklemek anlamsızdır. Kararı veren bizizdir. Aslında bütün hayatımızı ele aldığımızda tüm hayatımız pişmanlıkla geçer. Adeta pişman olmayı daha etkin yapabilmek için egzersiz yaparız yani bir yandan pişmanlığı hiç sevmeyiz bir yandan da pişmanlık yaşamak için can atarız. Bu kısır döngüyü aşarak hayatını daha düzenli bir biçimde yaşayan insanlar için hayat gerçekten kolaydır. Böyle insanlar her ne koşulda olursa olsun mutlu olmayı ve mutlu kalmayı başarırlar. Gerçekten aslında mutluluk bu kadar kolaydır. İnsan hayatı kendine zorlaştırmadığı sürece hangi koşulda olursa olsun mutlu olabilir. Yani buradan kastettiğim mutluluğu bir maddesel niceliğe bağlamak saçmadır. Aslında mutluluk yaratılıştan gelen bir özelliğimizdir ve can bedenden ayrılıncaya kadar kişi istemediği sürece kişinin yakasını bırakmaz. Yani bunun için ekstra bir şeye gerek yoktur. Esasında önemli olan can bedenden ayrılıncaya kadar olan süreci ne kadar doğru geçirebildiğimizdir. Çünkü asıl mutluluk öldükten sonra ardımızda mutlu kişiler bırakabilmektir. Bütün yükü kadere bırakıp “Kaderde ne varsa o olur.” demek çok yanlıştır. Allah belirli bir ve tek olan bir kader çizelgesi oluşturmaktansa hangi olay olursa hangi olay olacak onları belirlemiştir yani kim ne yaparsa başka kişi ne yapacak onu düzenlemiştir. Aslında dolaylı yoldan da olsa her olgunun arasında bir bağlantısallık olduğunu çıkarabiliriz bu durumdan.

3. Sentez (Synthesis — Aufhebung & Üst Çözümleme): Dolayısıyla aslında her bitkinin yeşermesi, her taşın düşmesi, her çocuğun doğumu vb. kozmosun bir yerlerinde değişikliğe yol açar. Bu yönden aslında tüm kozmosun tikel bir vücudun organları gibi hareket ettiğini söyleyebiliriz. Yani aslında geçmiş çağlardaki her olaya anlam yükleyip onları kutsallaştıran insanlar bunu bir bağlantısallık sezdikleri için yapmışlardır. Ve gerçekten doğadaki her mevhum birbirine yakın bağlantı içindedir. Hazırlayan: Emre Pelit

Tam Metin İnceleme (Full-Text Article)

Çoğumuz aslında bariz bir şekilde kendimize bağlı olmayan hayatları yaşarız. Hatta her ne kadar bazılarımız istediği her şeyi yapabilecekmiş gibi görünse de günün sonunda her birimiz sanki iki ayağına birer kement takılmış da oradan oraya sürüklenmiş gibi hissederiz. Ya da kendini gözden geçiren kişilerin ekseri çoğunluğu en nihayetinde kendi iradesinin ne kadar zayıf olduğundan dem vurur.

Peki hiç düşündük mü hakikaten acaba irademizi sınırlayan şey nedir? Bazen hayalini kurduğumuz şeyleri onlara ulaşma fırsatımız da varken başka amaçlar uğruna feda ederiz. Bazen bunu daha yüce bir amaç için yaptığımızı düşünürüz bazen de hayalini kurduğumuz şeye artık ihtiyacımız kalmadığını düşündüğümüz için ondan vazgeçmişizdir.

Bunu yaparken her şey o anlık güllük gülistanlıktır ama sonrasında yaşanan süreçlere göre hayalini kurduğumuz şeyi feda ettiğimiz amacın aslında bir hiç olduğunu fark ederiz. Oysa başlangıçta hayal ettiğimiz şey için uzun düşünme süreçleri boyunca artısını eksisini hesap etmişizdir ama fırsatımız olduğunda bir anlık çelişkiye düşerek tüm geçmiş hayatımızı bir nevi çöpe atmışızdır. Bu durumda suçu karıncaya pireye yüklemek anlamsızdır. Kararı veren bizizdir.

Aslında bütün hayatımızı ele aldığımızda tüm hayatımız pişmanlıkla geçer. Adeta pişman olmayı daha etkin yapabilmek için egzersiz yaparız yani bir yandan pişmanlığı hiç sevmeyiz bir yandan da pişmanlık yaşamak için can atarız. Bu kısır döngüyü aşarak hayatını daha düzenli bir biçimde yaşayan insanlar için hayat gerçekten kolaydır. Böyle insanlar her ne koşulda olursa olsun mutlu olmayı ve mutlu kalmayı başarırlar.

Gerçekten aslında mutluluk bu kadar kolaydır. İnsan hayatı kendine zorlaştırmadığı sürece hangi koşulda olursa olsun mutlu olabilir. Yani buradan kastettiğim mutluluğu bir maddesel niceliğe bağlamak saçmadır. Aslında mutluluk yaratılıştan gelen bir özelliğimizdir ve can bedenden ayrılıncaya kadar kişi istemediği sürece kişinin yakasını bırakmaz. Yani bunun için ekstra bir şeye gerek yoktur.

Esasında önemli olan can bedenden ayrılıncaya kadar olan süreci ne kadar doğru geçirebildiğimizdir. Çünkü asıl mutluluk öldükten sonra ardımızda mutlu kişiler bırakabilmektir.

Bütün yükü kadere bırakıp “Kaderde ne varsa o olur.” demek çok yanlıştır. Allah belirli bir ve tek olan bir kader çizelgesi oluşturmaktansa hangi olay olursa hangi olay olacak onları belirlemiştir yani kim ne yaparsa başka kişi ne yapacak onu düzenlemiştir. Aslında dolaylı yoldan da olsa her olgunun arasında bir bağlantısallık olduğunu çıkarabiliriz bu durumdan.

Dolayısıyla aslında her bitkinin yeşermesi, her taşın düşmesi, her çocuğun doğumu vb. kozmosun bir yerlerinde değişikliğe yol açar. Bu yönden aslında tüm kozmosun tikel bir vücudun organları gibi hareket ettiğini söyleyebiliriz. Yani aslında geçmiş çağlardaki her olaya anlam yükleyip onları kutsallaştıran insanlar bunu bir bağlantısallık sezdikleri için yapmışlardır. Ve gerçekten doğadaki her mevhum birbirine yakın bağlantı içindedir.

Hazırlayan: Emre Pelit

Felsefi İtirazlar ve Yazarın Savunusu (Objections & Rebuttals)

Karşıt Diyalektik Sorgulama (Diyalektik & Mantık) — İtiraz: Peki hiç düşündük mü hakikaten acaba irademizi sınırlayan şey nedir?

Yazarın Yanıtı (Rebuttal): Dolayısıyla aslında her bitkinin yeşermesi, her taşın düşmesi, her çocuğun doğumu vb. kozmosun bir yerlerinde değişikliğe yol açar. Bu yönden aslında tüm kozmosun tikel bir vücudun organları gibi hareket ettiğini söyleyebiliriz. Yani aslında geçmiş çağlardaki her olaya anlam yükleyip onları kutsallaştıran insanlar bunu bir bağlantısallık sezdikleri için yapmışlardır. Ve gerçekten doğadaki her mevhum birbirine yakın bağlantı içindedir. Hazırlayan: Emre Pelit

Temel Problem & Çözümleme (İnsanlar Kendi Kararlarını mı Yaşar Yo…) — İtiraz: Çoğumuz aslında bariz bir şekilde kendimize bağlı olmayan hayatları yaşarız. Hatta her ne kadar bazılarımız istediği her şeyi yapabilecekmiş gibi görünse de günün sonunda her birimiz sanki iki ayağına birer kement takılmış da oradan oraya sürüklenmiş gibi hissederiz. Ya da kendini gözden geçiren kişilerin ekseri çoğunluğu en nihayetinde kendi iradesinin ne kadar zayıf olduğundan dem vurur.

Yazarın Yanıtı (Rebuttal): Dolayısıyla aslında her bitkinin yeşermesi, her taşın düşmesi, her çocuğun doğumu vb. kozmosun bir yerlerinde değişikliğe yol açar. Bu yönden aslında tüm kozmosun tikel bir vücudun organları gibi hareket ettiğini söyleyebiliriz. Yani aslında geçmiş çağlardaki her olaya anlam yükleyip onları kutsallaştıran insanlar bunu bir bağlantısallık sezdikleri için yapmışlardır. Ve gerçekten doğadaki her mevhum birbirine yakın bağlantı içindedir. Hazırlayan: Emre Pelit