Çoğumuz düşünmüşüzdür: “Büyük Patlama’dan önce ne vardı ya da Büyük Patlama’da olaydan etkilenen olgu neydi?” Bu soru üzerine düşündükçe aklıma tümevarımsal fikirler geliyor. Mesela İslam’ı biraz araştırdıysanız Allah’ın “Vâhid”, yani Bir ve Tek olarak tanımlandığını bilirsiniz. Ben de bu kavramı evrenin olası döngüsel varoluş-yokoluş hipoteziyle birleştirmeyi düşündüm. Yani başlangıcını bilemediğimiz bir zamandan beri bir evrensel oluşum yok olurken yeni bir evrensel oluşumun başlangıcına sebep olduğu döngüsel bir hipotez var; onu kastediyorum. Sonra aklıma şu geldi: Kur’an ve sahih hadislerde Allah’ın çok sayıda âlem yarattığına dair net bir sayı (örneğin 80 bin) belirtilmez; bu tür sayılar daha çok zayıf rivayetlerde veya yorumlarda geçer. Bunu düşündükten sonra, kâinatların biri yok olup diğeri oluşurken hiç gelişme olmuyor mu diye bir fikir belirdi. Daha sonra Kur’an’daki insanın üstün yaratılışına dair ayetler aklıma geldi (İsrâ 17/70 ve Tîn 95/4 gibi). Ardından insanların farklı özelliklere sahip yaratılışları üzerine düşündüm ve “Acaba bu kâinattan önceki kâinatta yaptıklarımız sebebiyle mi bu kâinattaki yaratılış özelliklerimize sahibiz?” diye sordum. Yani aslında birbirini takip eden kâinatların ilkinde başlangıçta bütün insanlar eşit koşullarda yaratılmış; sonra her insan, davranışları dolayısıyla bir sonraki kâinattaki yaratılış özelliklerini belirlemişse, fark etmesek bile bütün insanlar aslında eşit imkânlara sahip olduğu kâinatlardan buraya elene elene gelmiştir. Dolayısıyla insanlar hiçbir koşuldan dolayı şikâyet etme hakkına sahip değildir. Ayrıca eğer Kur’an’ı daha iyi anlayabilseydik, belki de başka birçok bilgiye de ulaşabilirdik. Yazan: Emre Pelit